Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

Herşey Bütünün Parçasıdır

“Her şey dehşet verici bir bütünün parçasıdır.” Alexander Pope

“Her yere Birlik gören nasıl aldanır, neye üzülür.” İşa Upanişad

“Evreni tek karmaşık ve canlı bir yaratık kılan ilke bir olmalıdır.” Platinos

"Her şeyde her şeyden bir parça vardır." "Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar." Anaksagoras

"Alem tektir ve merkezden dışa doğru varlığa gelmiştir." Johannes Stobaeus (MS 5. asır Yunan antolog)

"Tanrı kendini aleme bildirdi; evrenin bütün dairesini doldurdu, fakat kendini sadıkların ruhu olan merkeze koydu." Lucian (MS 240-312, Hıristiyan Tanrıbilimci)

Eskiçağda ve ortaçağda, tüm kozmolojik bılimlerin paylaştıkları ortak bir nokta vardı ; Doğanın birliği yani bütünlüğü ilkesi

Kuantum Kuramına göre evrende süreksiz bir bütünlük vardır
ve her nesne diğer her nesne ile anında etkileşir.

Evrenin bölünmez bütünlüğü konusunda Bohm şunları söylemekte

“Aslında insan ,klasik görüşte yer alan, dünyayı bağımsız ve ayrı olarak var olabilen bölümlere ayrıştırarak analiz edebileceğimizi savunan yaklaşımı terk edip,kesintisiz birlik ve bütünlük yaklaşımına ister istemez eğilim gösteriyor.

Biz alışılmış klasik ve bağımsız “temel birimler” yaklaşımını tersine çevirdik. Yani artık görülen sistemlerin ,bu temel birimlerin birleşmelerinden meydana geldikleri görüşünü terk ettik.

Buna karşılık,temel gerçekliğin,evrenin bir birinden ayrılmaz bir kuantum etkileşiminden oluştuğunu savunuyoruz.

Ve nisbeten serbestçe davranabilen birimlerin,bu bütünün yalnızca birer parçası oldukları görüşündeyiz.”

Her şeyin Teorisi hakkında en detaylı ve geniş çalışma,David Bohm tarafından Hologram Teorisi adı altında sunulmuştur.

“Kırılmamış Bütünlük” kavramı şeklinde de ifade edilen teori de evrenin her parçasının,tüme ait olanın tam bir imajını verdiğini belirterek,maddesel dünyamızı meydana getiren atom ve altı parçacıklarının daha temel düzeyindeki “Örtülü Düzenin” yanılsaması şeklinde var olduğunu söyler.

Fizikçi Bohm, beynin kendisinin, bütünün ayrılmaz bir parçası olmasından dolayı, insan zihninin bölünmez, bütüncül evreni bilmeye muktedir olduğuna inanmaktadır.

Bohm’a göre: evrene, gördüğümüz maddesel evrene, gördüğümüz maddesel dünyanın tezahürüne sebep olan bir ‘düzen’ sinmiştir;

Evren bu iç içe düzen’i emmiş, doygunlaşmış haldedir. Boş mekan olarak düşündüğümüz şey, enerjiyle sature haldedir, doygunlaşmıştır.

Canlı ve cansız alem arasındaki sınır, zihnin bir yaklaşımıdır; bu mutlak bir bölünme değildir. Ve zihin maddeden ayrı değildir.

Evrene bu açıdan bakılırsa, kendi kendine gevşeme, telkin bilim, psikokinezi ve diğer psişik olaylar, zihin ve madde ayrı olmadığından, zihnin madde üzerindeki egemenliği gibi bir soruna da yeni bir açıklama getirmektedir.

Bohm, pek çok şekilde yorumlanabilen ama asla bölünemeyen tek bir ünite olarak işleyen tüm sistemi evren, organizmalar, beyinler, moleküller olarak tanımlamak için holo hareket kelimesini kullanıyor.

“Mistik bir deneyim yaşamanın ve kendimizi tüm evrenle bir hissetmemizin sebebi, zaten tüm evrenle bir oluşumuzdur.

Holo hareket içindeki her şey kendi içine katlanmıştır. Bir insan beyni evreni gözlemlemek için dışarıda kalmaz.

Beyin bütünün parçası olarak onun içindedir. Tüm eşyalar, tüm madde, tüm olaylar, tüm zaman, her ana, her olaya katlanır.

Evrenin her parçası bütünün bilgisini taşır.”

Evren ve evreni bilen zihin bir ve aynıdır tek birleşmiş bir bütündür.

Ramachandran da 'ayna nöronlar' için. "evrensel, ortak bilincin kanıtıdır" der.Hinduizm de ise evrenin özü ve her şeyi olarak adladırılan brahman yaklaşımında karşılığını bulmuştur.

Tasavvuf inancında da, insanların ve her varlığın allah'ın bir parçası olduğunun altı çizilir. "yaradılanı severim yaradandan ötürü" sözünün vardığı noktanın da bu yaklaşım olduğu düşünülebilir.

Yin ve Yang arasında sağlanan denge ile de aslında evrenin bütünlüğü simgelenir.

Matematikteki karşılığı ise fraktallardır. sonsuz bir devinim ve "bir"liği temsil eder. matematik eşitliğin en küçük parçası ile yapının tamamının (boyut dışında) birbirinin aynısı ve parçası olduğunu iletir.

En genel örneği olarak insan vucudu verilebilir; çeşitli canlılık özellikleri gösteren ve farklı özelleşmiş yapılarda olabilen milyonlarca hücrenin tek bir insanı oluşturuyor olması durumu.

Dr. Harold Burr, bu tip konularla ilgili çalışmalarının sonucunda her canlının “L-alanları” dediği bir elektriksel alana sahip olduğunu keşfetti.

Sheldrake’in hipotezi Pribham ve Bohm’un çalışmasındaki kavramları kullanarak şunu ileri sürer;

“Her organizmanın morfogenetik alanı (M-Alanı) hem bedenden, hem de zihinden öncedir ve de zaman ve mekana göre belli bir yeri yoktur. Başka bir ifadeyle bir organizmanın M- alanı, evrendeki temel kuvvetlere, çevrenin etkilerine ve organizmanın kendisinden gelen geri beslemeye cevap erir, yani onlardan etki alır ve tepki verir. Böylece alan durmadan değişir ve beden-zihin organik varlığımızla doğal evrenin diğer kuvvetleri arasında bir bağ olabilir.”

Eski dönemlerde Şamanik şifa metotlarıyla yapılan iyileştirmelerle bugünün Telkin ya da Sofroloji adı altında yaptığı çalışmalar da bu bağlamda alansal iyileştirmeler olarak ele alındığında hayli önemli bir araştırma ve uygulama alanı bizlere açılıyormuş gibi gözüküyor.

Mistisizmde ifade edilen çokluktaki Teklik kavramını "Farklılaştırılmamış Süreklilik" kavramı ile dile getiren,yüzyılımızın ünlü kuramcılarından Northrop,bu bölünmezliği şöyle açıklamakta:

“Farklılaştırılmamış süreklilik,doğrudan duyumlanan (algılanan) bütün farklılaşmaların (varlıkların)içinden çıktığı ilk sürekliliktir. Bu bütün farklılaştırılmış olguları(varlıkları) kapsamaktadır.O bölünmez ve değiştirilemez olandır.”

Evren belki de homojen tek bir yapı....
-
Derleyen : Hülya Tokdemir Reis

Views: 742

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

Comment by Pelinsu Zeybek on March 16, 2013 at 7:23pm

Bu değerli bilgiler için teşekkürler...

Herşeyin bir olduğuna, herşeyin bütünün bir parçası olduğuna ve holografik Evren kuramına bir ispat da ABD'deki aşağıdaki olay olsa gerek:

Yıllar önce dünyanın ileri gelen bilim adamları ABD'de br üniversitede toplanırlar ve Dünyada ilk kez Samanyolu galaksimizin haritasını büyük salonun ekranında gözlemlerler. O sırada en arkalarda oturan bir doktor "Waww" gibi hayret ifadeleri ve sesleri çıkarır yüsek sesle. Ve bütün salonun dikkatini çeker.

Bunun üzerine doktor, tüm salonu muaynehanesine davet eder. Bilim adamları doktorun kliniğine gittiklerinde, doktor herkese odasındaki duvardaki koca resmi gösterir: Tüm bilim adamları hayretler içindedir: "Bu nasıl olur? Bu samanyolu galaksisinin haritası!" derler.

Bunun üzerine doktor der ki: "Hayır! Bu samanyolu galaksimizin haritası değil, beynin bir nöronunun milyarlarca büyütülmüş hali der!"...

© 2019   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service