Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

İkilikle Birlik arasında Gidip Gelen Bir Yazı

Ben: “Gec kalıyorum yine yaaa.. Allah kahretsin.. Ne kadar kalabalık burası.. Yine önüme biri cıktı.. Offf ne işkence…”
Önüme cıkan : ”Nerdeyse carpacaktı bana.. Senin acelen varsa benimde acelem var..”
Küttt!
Yandaki : ”Düzgün yürüsene.. Önündekini ıskaladın ama beni kacırmadın..
Pattttt!
Carprazdaki : “Nerdeyse ayağımı kırcaktın!!! Önüne baksana..
Daha uzatmaya gerek yok… Sadete bir giriş yapalım.. Yukarda, o akşamki konuşmalarını yazdığım kişilerle benim ortak yanım etrafımızdaki kalabalıktan sürekli şikayet etmemizdi... O akşam ben şikayet ederken birden icimde bir soru oluştu; ”O kalabalığı oluşturan nedir?” Bu sefer cevabı bulmam hic zor olmadı; ben, benimle beraber şikayet edenler ve diğerleri… Oysa şikayet ederken ikililik boyutundaki düşüncelerimle kendimi ne güzel soyutlamıştım, o kalabalıktan... Hatta bir kac cümle öncesinde de yazdığım “etrafımdaki kalabalık” la kendimi ele vererek hala ikililik boyutundan vazgecemediğimi ortaya koydum.. Aynı “Savaşa karşıyız, kansere karşıyız, şiddete karşıyız, vs.” demeclerinde ki gibi.. İcindekilerin karşı olduğu bir savaş, kanser hastalarının karşı olduğu bir kanser, şiddetin icindekilerin karşı olduğu bir şiddet, vs… Düşünün; aslında ne savaş, ne kanser, ne şiddet dışarıda karşımızda değil… Tümü icimizdeki, düşüncelerimizdeki oluşumların dışa vurumu… Savaşi, kanseri, şiddeti reddedişimizin sonucları… Aslında bizim parcamızlar onlar…
Savaşın icindeki biri : ”Bunu nasıl yaparsınız? İnsan mısınız siz? Hepinize nasıl insan olacağınızı öğreteceğim… Bana yaptıklarınızın bedelini ödeyeceksiniz…”
Bu kişi bedelini ödettikten sonra ona da bedel ödettirecekler… Ve bu bir kısırdöngü şeklinde devam edecek.. Ta ki taraflardan biri bu savaşın bir parcası olduğunu ve hatta yarattığını kabul edene kadar…
Kanser hastası : ”Bu ne acı… Nerden geldin başıma? Senden önce ne kadar mutluydum…..”
Sizce o kişi ve kanser karşılıklı oturup bu konuşmayı mı yapıyorlar, yoksa kişi kendini hastalığından soyutlayıp bir ikililik mi yaratıyor, kanserle kendi arasında… Cevap basit.. Bundan dolayı hemen kişiye gecelim… O kişinin gecmişine bakarsanız muhakkak “Beni kanser ettiniz… Sizin yüzünüzden kanser olacağım, kanser olup öleyim de kurtulayım sizden, vs…” gibi cümleler coklukla edilmiştir… Ve icinden cıkamadığı bir kısırdöngüsü yada yüzleşemediği, kabullenemediği büyük sorunları vardır… Bilincaltı karmakarışıktır… Bu karışıklık, o kişinin icinde bu kanseri yaratarak bir parcası haline getirmiştir…
Şiddete karşı biri : ”Elinde bıcak varmış da, beni bıcaklayacakmış da; ne bu ya benim babamdan cektiğim? Sanki yanlış bir şey yapıyorum.. Tek yapmaya calıştığım özgür olmak…”
Aslında bu kişinin yaptığı özgür olmak değil, tam tersine kendine şiddet ettirerek kendini kısırdöngüsüne hapsettirmektir… Babasının dünyasında kendi krallığını kurmak isteyen biri tabii ki kral tarafından şiddet görecektir… Babasının dünyasındaki şiddeti karşısına alarak ikililiğin icinde kaybolacaktır.. Oysa bu kişi de babasının dünyasını reddetmeyip, o dünyanın bir parcası olduğunu kabul etse, babasıyla barışsa sonrada kendi dünyasında krallığını kursa belki de o zaman tek yaptığı özgür olmak olur…
Bu ikililiği yaşamımızın her noktasında uyguluyoruz, parcalarımızı reddederek… Parcalarımız; yalan söyleriz, aldatırız, kıskanırız, sinirleriz, vururuz, suclarız, şiddet uygularız, sapıklık yaparız, vs… Ama tüm bunların altında hep başkalarının bize yaptıklarını öne sürdüğümüz bahanelerimiz vardır... Bundan dolayı da o parcalar biz değilizdir, onlar bizden ayrıdırlar ve kacılmalıdır onlardan… Bu şekilde o ikililiği yaratıp tüm bu parcalar karşımızda yer alıyorlar.. Tıpkı benim kalabalığın parcası olduğumu reddedip o kabalığı karşıma almamdaki gibi… Bunu niye yapıyoruz? İkililiği yaşamaktan sıkılıp artık birliğe gecmek icin olabilir… Tüm o negatif yanların aslında pozitiflikleriyle bize geldiğini anlayabilmek icin de olabilir… Aslında o negatiflik bile pozitifiyle bir ve onları ayıran sadece bizim egomuz, zihnimiz, sürekli yaşamdan zevk almak isteyen tarafımız… Belki de sadece koskocaman büyük yaratıcalar olarak tüm bu zıtlıkları yaratanın, oluşturanın biz olduğumuzu anlamak icindir.. Tanrı’nın bi parcası olduğumuzun idrakine varmamız icinde olabilir... Cünkü bu kadar zıt parcaları kabullenip bütünleyerek yepyeni bir yaşam, dünya yaratabilen Tanrı’nın bir parcasından başka bir şey olamaz, değil mi?….
Sevgiler
Şenay Karakaş

Views: 114

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

Comment by David Dogan Beyo on March 19, 2010 at 9:08pm
Sevgili Senay, güzel paylaşımın için teşekkür ederim... Dediği gibi algıladığımız ve karşılastıgımız tüm ikilikler bizim kendi içimizdeki ikiliklerin bir yansıması. Biz kendi içimizde bütünleştikçe, yataydan dikeye, egodan kalbe, ilüzyondan gerçeğe adım adım ilerledikçe tüm ikilikler ve dualite ortadan kaybolmaya başlıyor. Tepkisel güvensiz yanımız , herşeyi kabullenen evrene ve kendine sonsuz güvenen bir hale gelmeye başlıyor. 2'likten birlik bilincine doğru genişliyoruz...

Her 'an' sevgi ve ışıkla
David

© 2019   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service